| | Üretsiz Blog oluştur
 
Mar
20
    
Sultan Ayin | 20 Mart 2009 19:58 | fav | etiket: , ,  

Sevgili anneciğim ve babacığım

 

Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim size şunlar söylemek isterdim. Sürekli bir büyüme değişim içindeyim. Sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum. Beni tanımaya ve anlamaya çalışın. Deneme ile öğrenirim. Bana ayak uydurmakta güçlük çekebilirsiniz. Oyunda, arkadaşlıkta, uğraşlarında özgürlük tanıyın. Beni her yerde her zaman koruyup kollamayın. Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum. Bunu önemseyin. Siz beni şımartmayın hep çocuk kalmak isterim sonra. Her istediğini elde edemeyeceğimi biliyorum. Ama siz verdikçe alamadan edemiyorum. Bana yerli yersiz söz vermeyin sözünüzü tutmayınca sizlere güvenim azalıyor. Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın. Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem. Ancak hiç kısıtlamayınca ne yapacağımı şaşırıyorum. Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor hem de bundan yararlanmadan edemiyorum. Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın. Beni eğitirken ara sıra yanlış yapabilirisiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak birbirinize saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar. Ve sürekli tedirgin eder. Çok konuşup çok bağırmayın yüksek sele söylenenleri pek duymam. Yumuşak ve kesin sözler bende daha iyi iz bırakır. Ben senin yaşında iken… diye başlayan sözleri hep kulak arkası ederim küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın bana yanılma payı bırakın. Beni korkutup sindirerek suçluluk duygusu uyandırarak uslandırmaya çalışmayın yaramazlıklarım için beni kötü çocukmuşum gibi yargılamayın. Yanlış davranışım üzerinde durup düzeltin. Ceza vermeden önce beni dinleyip suçumu aşmadığı sürece cezama katlanabilirim. Beni dinleyin. Öğrenmeye en yatkın olduğum anlar, soru sorduğum anlardır. Açıklamanız kısa ve özlü olsun. Beni yeteneklerimin üzerinde işlere zorlamayın. Ama başarabileceğim işleri bekleyin. Bana güvendiğinizi belli edin. Beni destekleyin; hiç değilse çabamı övün beni başkaları ile karşılaştırmayın, umutsuzluğa kapılırım. Benden yaşımın üzerinde olgunluk beklemeyin bütün kuralları birden öğretmeye kakmayın; bana süre tanıyın, yüzde yüz dürüst davranmadım mı ürkmeyin beni köşeye sıkıştırmayın; yalana sığınmak zorunda kalırım.  Sizi  bunaltsam  bile  soğuk  kanlılığınızı yitirmeyin, kızgınlığınızı haklı görebilirim, ama aşağılamayın hele başkalarının yanında onurumu kırmayın, unutmayın ki ben de sizi başkalarının yanında zor duruma düşürebilirim. Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamaktan çekinmeyin. Özür dileyişiniz size olan sevgimi azaltmaz; tersine beni size daha çok yakınlaştırır. Aslında ben sizleri olduğunuzdan iyi görüyorum. Bana kendinizi yanlımaz ve erişilmez göstermeye çabalamayın. Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur. Biliyorum sizleri ara sıra üzüyor, belki de düş kırıklığına uğratıyorum. Bana verdiklerinizin yanında benden istediklerinizi çok olmadığını biliyorum. Yukarıda sıraladadığım istekler size çok geldi iste bir çoğundan vaz geçebilirim. Yeter ki beni ben olarak seveceğinize inancım sarsılmasın. Benden örnek çocuk olmamı istemezseniz, ben sizden kusursuz ana baba olmanızı beklemem. Sevecen ve anlayışlı olmanız bana yeter. Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi . ama seçme hakkım olsaydı sizden başka kimseni çocuğu olmak istemezdim..

                  

                                                                                                                                                    Prof. Dr. Atalay YÖRÜKOĞLU



 
Mar
09
    
Sultan Ayin | 09 Mart 2009 09:58 | fav | etiket:  

Bahar, alıp başını gitmelerin mevsimidir. Sebepsiz yere bazen... Önünü ardını hesaplamadan... Hesapsız, kitapsız çekip gitmelerin mevsimidir bahar...

 

 

Bir bakarsınız kekik kokulu bir nisan sabahı koparıp alıverir sizi hayattan... Çiçek açmış bir kiraz ağacının hayaliyle yollara düşersiniz.

 

 

Demir alır gönlünüzün limanındaki gemiler... Açılır gidersiniz...

 

 

Aradığınız belki yüzülmemiş denizlerdir, belki keşfedilmemiş sevdalar, belki hiç yazılmamış satırlar...

 

 

Yüzmenin, sevmenin, yazmanın heyecanıyla coşarsınız.

 

 

Dünyaya sırtınızı dönüp yürürken, o yaşanmamışlıkların izini sürersiniz kuytularda... Ve çoğu zaman kendinizle karşılaşırsınız umulmadık bir köşebaşında...

 

 

Elele tutuşur yürürsünüz içindeki çocukla...

 

 

O'nu büyütmekten korkarak...

 

 

 

 

* * *

 

 

 

 

Önünde bir nisan sağanağı varsa, geriye dönüp bakası gelmez insanın...

 

 

Oysa fotoğrafları henüz tazedir dünün ayazlı gecelerinin... Kışı birlikte aştığınız dostluklar sımsıcak durur yüreğinizde... Sadakatin ve yerleşikliğin güvenli kolları huzur vaadeder ardınız sıra...

 

 

Gel gör ki baharın kokusu dayanılmazdır. Ilık bir rüzgar ruhunuzdaki isyanı okşar. "Hadi sokağa" diye bağıran sirenler çalar içinizden... Derinliklerinizde tutuşturulmayı bekleyen alevler kı vılcımlanır. Kalbinizden havalanan güvercinlere şaşakalırsınız.

 

 

Sanki gitmek sadakattir: kalmaksa ihanet...

 

 

100 günü aşkındır bu köşede Yeni Yüzyıl haftasonlarında birlikte olduk sizlerle...

 

 

Güldük çoğu zaman ya da kızdık öfke dolu sözcüklerde... Mahzunlaştığımız da oldu, çocuklaştığımız kadar...

 

 

Yeni sözler söyleme derdine düştük, eskiye sırtımızı dönmeden...

 

 

Zorlu bir kışı, kırık dökük satırları ufalayıp ateşleyerek geçirdik.

 

 

Yeni bir yüzyılın silueti gülümsedi siz sayfaları çevirdikçe... "Ha doğdu, ha doğacak" denilen gazete, yeni kızlar, yeni oğlanlar doğurdu yeni doğacak bir yüzyıl için...

 

 

Sonra nisan geldi...

 

 

Sokakta direnilmesi imkansız bir çimen kokusu... içinin bir yerinde yuvadan erken ayrılmanın, sokakta hırpalanmanın korkusu...

 

 

Lakin bahara söz geçirmek ne mümkün...

 

 

Bir kez çiy düşmeye görsün kış mahmuru bedenlere...

 

 

...Coşkuları dizginleyebilene aşkolsun...

 

 

 

 

* * *

 

 

 

 

Bu yüzden izin istiyorum sizlerden... Bu köşe (kış köşesi) baharla buharlaşıyor.

 

 

Geriye bakınca hüzünleniyorum elbet...

 

 

Çünkü geride güzel bir doğuma ortak olmanın tatlı heyecanı var. Ve paylaşılmış köşelerde benzer duyarlılıklar... Ve sımsıcak dostluklar...

 

 

Ama önümsıra yüzülmemiş denizlerden iyot kokuları çarpıyor burnuma... Yeni Yüzyıl'ın ilham verdiği baharlar çağırıyor.

 

 

Şimdi gitmek sadakattir, kalmaksa ihanet...

 

 

O yüzden bir an önce kanatları takıp, uçmakta yarar var... Yeni baharlarda, yepyeni bahar şarkıları söyleyebilmek için...

 

 

Hep beraber...



 
Feb
28
    
Sultan Ayin | 28 Şubat 2009 14:39 | fav | etiket: ,  
MAHZUN BİR AŞK YATIYOR KALDIRIMDA YÜRGİ KANLI..KİM ÖLDÜRDÜ SENİ
A. ZAVALLI AŞK?SEVGİSİZLİK DEDİ USULCA ÖLÜ BU KONUŞURMU DEDİM YİNE FISILDADI BEN SON AŞK DEGİLİM..DEDİM KONUŞAN KİM?İLK AŞKIN DEDİ USULCA.SANA NE OLDU DEDİM?BİTTİ DEDİ,,KİM BİTİRDİ DEDİM ?ZAMAN DEDİ?


 
Jan
16
    
Sultan Ayin | 16 Ocak 2009 14:12 | fav | etiket: , ,  
Can Dündar 'dan... Evlilik , inanmadığım halde içerisinde 17 seneyi bitirdiğim bir kurum benim için... 17 senede (abartmıyorum) 40 çift arkadaşımın son verdiği kurum ayni zamanda da... Evliliğimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belki de kuruma inanmamaktan geçiyor.Evliliği toplumun dayattığı şekilde yasamamaktan... Nedir bu dayatmalar? Erkeğin muhakkak kadından yasça büyük olması , eğitim seviyesinin erkeğin lehine ya da en azından eşit olması bunların sadece ikisi... Olmaz,yürümez diyor toplum... Erkek yaşça büyük olmalı ki, kadına 'höt' dediğinde oturmalı kadın... Ya da yumuşatıyorlar; Efendim kadın erkekten önce çöktüğü için (hani doğum felan)küçük olmalıymış yaşı... Eğitimde de böyle.. Kadının çok okumuşu bilmiş olurmuş,evde kalmakmış layıkı .... EŞiM BENDEN 2 YAŞ BÜYÜK; ne 'höt' dememe gerek kaldı 17 senede,ne de benden önce çöktü...Yıllar içinde ben yaşlandıkça o gençleşti,-'Ooo Can bey kapmışsınız çıtırı 'esprilerine muhatap dahi oldum. EŞiM 3 ÜNiVERSiTE BiTiRDi; ben bi taneyi 9 senede bitirdim.. Ne o bana bilmişlik tasladı , ne ben ona ezik baktım... Kulağa gelen müzik tekse de, onu oluşturan notalar farklıdır der Halil Cibran... Bunu unutmadık biz. Ben konuşurken o dinledi,ben dinlerken o konuştu 17 sene. o öfkeliyken ben, ben öfkeliyken o 'haklısın bitanem...'dedik, Öfke bitip fırtına durulduğunda 'ama bi de böyle düşün' de dedik fikrimizi savunurken. Farklı insanlar olarak görmedik birbirimizi, aynı amaç için savaşan neferlerdik bu hayatta...Asla bilmedik ne kadar para kazandığımızı, ortak cüzdanımızdan gerektiği kadar aldık. Ne kadar çalarsa çalsın masanın üstünde telefon, kim bu saatte arayankarşı cins diye sorgulamadık da ama...Sevginin en büyük dostuydu bizim için 'güven'... Ve güvenin ardına saklanmış bir 'saygı' vardı daima... Ne kavgalar, ne badireler atlattık 17 senede... Eee ülkeler neler gördü, biz çekirdek aile mi sütliman yaşayacaktık... Bir gün öyle bir girdik ki birbirimize, ben ilk kez odamın dışında yattım bi gece, misafir odasında...Gece yarısı kapı açıldı eşim; -Ne yapıyorsun burda?' diye sordu kapının eşiğinden,'uyuyorum' dedim buz gibi bi sesle...Gitti, gelmesi 1 dakikasını almıştı elinde yastıkla... 'kay yana' dedi daracık yatakta. 'ne yapıyorsun?'dediğimde 'benim yerim senin yanın, sen gelmezsen ben gelirim' dedi...Anladım ki o gece, en uzun kavgamız yat saatine kadar sürecek...Ve bence doğrusu da bu...Özen gösterdik o günden sonra, evin her yerinde kavga ettik, yatak odamız hariç.. Kırsak da zaman zaman kalplerimizi, asla kin tutmadık birbirimize... Toplum kurallarıyla oynasaydık bu oyunu belki de 41 inci çift olacaktık o listede... Ama oyunun kurallarını biz koyduk... Nede olsa bizim oyunumuzdu, oynanan... Evlilik; hesapsız içine dalınması gereken bi oyun bence...Topluma kulaklarını tıkayarak hem de... Ne benim, ne debizim sözlerimizle... Sadece gönlünüzden geçtiğince ...Dediği gibi Ataol Behramoğlu'nun ...Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mi büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütünEvrene karışırcasına.Çünkü ömür dediğimiz şey,hayata sunulmuş bir armağandır.Ve hayat, sunulmuş bir armağandırinsana...CAN DÜNDAR Hayat kısa gelen bir battaniye gibidir. Yukarı çekersin ayak parmakların isyan eder. Aşağı çekersin omuzların titrer.Ama yine de, neşeli insanlar dizlerini karınlarına çeker, rahat bir uyku uyumayı başarır..........


 
Nov
16
    
Sultan Ayin | 16 Kasım 2008 20:59 | fav | etiket:  
Yine sana sesleneceğim
Senin kim olduğunu hiç bilmeden
Senin kim olduğunu en çok bilerek
İsyankar zambakların çılgın nilüferlerin
Dört nala açan kiraz çiçeklerinin
Dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım
Sarı bir hüzün kızıl bir gurur
Ve siyah bir öfkeyle konuşacağım sana
...........
Sana oklardan değil yaydan bahsedeceğim
Gülün dikeninden değil
Gülleri ve dikenleri doğurmaktan yorulmayan
Topraktan söz açacağım
Akan su gelmeyecek kelimelerime
Suyu şefkatle kucaklayan sessiz taşların canını yakan
Damlaları dillendireceğim
............
Yine sana sesleneceğim
Senin kim olduğunu hiç bilmeden
Bilmek istemeden
.........
Alaaddin'in sihirli lambasından çıkan cin bana gelseydi
Ve ne dilersem dilememi isteseydi
Hiçbir şeyi elde etmeyi dilemezdim
Bir şeyden vazgeçmeyi isterdim sadece
Hayatta bir şeyden vazgeçmek lutfedilseydi
Bedeli her şeyim olsa bile
Sana seslenmekten vazgeçmek isterdim
Garip değil mi sana seslenmekten vazgeçmediğimi
Bundan hoşlandığımı düşünüyorsun belki de
Oysa sana seslenmek bütün hesaplarımı gördüğüm bu dünyadaki
Tek geride kalmış hesap benim için
Bu dünyadaki tek yük
Bu seslenişin kalbini avucumda tutabilmek
Kürek mahkumu için kürek neyse
Benim için de sana seslenmek o
Bir yandan gemiyi ufka ulaştırmanın tek yolu
Öbür yandan bileklerimden sızan kanların
Gönlümü işgale yeltendiği bir rotanın can suyu
Oysa ben sana kürekten değil gemiden bahsetmek isterdim
Atalarım bana kadınlara gökyüzünü
Gemileri ve yelkenleri anlatmayı öğrettiler
Sen kürekleri yağlı urganları
Geceyi siyaha gömen fırtınaları öğretmeye çalışıyorsun
Sana ellerimle dokunarak gözlerimle okşayarak
Göstermek isterdim
Rüzgarla şişen beyaz yelkenleri
Ama senin vaktin yoktu
Ben bunu hiç anlayamadım
Kavmimin kadınları bana öğretmediler ki
Bazı kadınların beyaz güvercinlerden daha çok
Siyah apoletleri sevebileceğini
.............
Sana sesleniyorum
Ve gözlerin bileklerinden parmak uçlarına kadar
Toplanmış kan pıhtılarını seyrediyor
Kürekleri bırakamıyorum
Önce yücelttiğin sonra terkettiğin aşkın onuru için
Kalemi bir an elimden düşürmüyorum
Ankara Kalesi'nin önünden
Sana sesleniyorum
..............
Benden kaçıp cennete gitmek isteseydin
Seni cennetin kapısına kadar götürürdüm
Bana gelmek için seni korkutan cehennem olsaydı
Cehennemle konuşurdum
Seni ona anlatabilirdim
Oysa sen ne cenneti isteyebilecek kadar aşık oldun
Ne de cehennemi isteyebilecek kadar ayrılık
Seviyorum seni ama... dedin
Hoşçakal diye ekledin
Şimdi gitmeye mecburum
Belki yine gelirim, umarım gelirim
Son söz oldu
Cennetin ve cehennemin dillerini
Savaş naralarını ve aşk şiirlerini
Gazelleri ve boleroları öğreten atalarım
Senin sözlerinin anlamını öğretmediler
Hiçbir şey söylemeden gittin
Ayrılığın dilsiz olduğunu ben senden öğrendim
Dilsiz olanın yaşayabileceğini sen öğrettin bana
Ve kalemime ilk defa yavan gözlerle baktın
Yine yeniden sadece sana sesleneceğim
Müebbet bir aşk dışında
Bildiğim tüm duygularımı terkedeceğim
Sana sesleneceğim yine
Seni sadece kuru bir sevgiyle değil
Derin bir hüzünle binlerce yıllık bir gururla
Ve pervasız bir öfke ile sevdiğimi duyumsuyor musun
Mütevazi bir sevgiyle değil
Küstah bir aşkla sevdim seni
Ben Osmanlı gibi
Kollarımın yetişmediği bir aşkı kucaklamaya çalışırken
Sen köprülerin ülkesindeki Venedikteki son sancağı
Kışın üşümemek için şal yaptın kendine
Neden bilmiyorum özlemin artıyor içimde
Zaman geçtikçe eksilir demiştim oysa
Atalarımın öğrettiklerine ters düşse de
Sana inanırım bilirsin
Zamanla unutursun demiştim
Niye daha derinleşiyor öyleyse
Derinleşiyor özlemin
Ve gönlümde bir iç savaşta dökülen kanları
Coşturuyor ayrılık sözlerin
Öfkelerimin kararlılığını
Aşka katık ederek konuşacağım
Bedenim bu dünyayı terkedene kadar
...........
Öyle sanıyorum ki
Hüzünle ve acıyla pek barışık olmadığın için
Benden uzun yaşayacaksın
Benden sonra kelimelerim gelecek gönlüne
Onların benden geldiğini bir tek sen bileceksin
Küstah bir aşkla seveceğim seni
Ben savaş ve ölümle haşir neşir olan
Kelimeler dışındakileri unutmaya gayret edceğim
Ömrün geri kalınında
Sana sesleneceğim yine
Ben seni Beyrut gibi sevdim ama
Sana ne Mağribi ne de Manhatten'i anlatamadım
Bağdat ı ve Şam'ı işgale yeltenmişken
Venedik' ten gelen ihanet tarumar etti ordularımı
Sarı bir keder, kızıl bir kibir, siyah bir isyanla konuşacağım sana
Senin kim olduğunu hiç bilmeden
Ağlayan zambakların dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım
Senin kim olduğunu en çok bilerek
Kavmimin bana vaadettiği tüm aşkları terkedeceğim
Müebbet bir aşk, Sarı bir hüzün
Kızıl bir gurur ve siyah bir öfkeyle konuşacağım
Bu dünyayı terketme müjdesi gelene kadar
..........
Hüznü, gururu ve öfkeyi bilseydin keşke
Hüznümün beni aşan taşkınlığını
Gururumun binlerce yıl önceden miras kalmış hoyratlığını
Öfkelerimin hiçbir zaman sona ermeyecek ve azalmayacak kararlılığını
Anlayabilseydin
Anlatabilirdim sana
Seninle yaşanan bir aşktan sonra
Ayrılığın ölüm bile olsa
Mavi bir ölüm olacağını

 



 
Oct
17
    
Sultan Ayin | 17 Ekim 2008 15:35 | fav | etiket:  
Gördüm başın öne düşmüş
duydum sesinde tıtreyiş
sordum nedendir bu iş
dedi; soran anlasın

hoyrat rüzgarlar gibiydin
coşkun pınarlar gibiydin
sarhoş yağmurlar giyerdin
dedi; mazide kaldım

bir çare var be aslanım
yıkma kendini ben varım
sevdadır geçer ben varım
yeterki dostluk kalsın
dellenme dur be aslanım
yıkma kendini ben varım
sevdadır geçer ben anlarım
dedi; dostum sen varsın
sen varsan ayaktayım

alnındaki çizgileri
saçlarındaki bu matemi
sözlerindeki sessizliği
dedi; sevdadan aldım

'hayat beni gözlerimden öptü
bir filme sığmadı acılar
şiirsiz geceydim, yanlızdım
ayrılıklar anlamsızdı
saklama artık gözlerini bırak
bırak biraz yağmur yağsın
sonra, sonra bir sen kaldın
ardımızdan yüzlerce kuş öttü
dilimizde dostluğun türküsü
hayat beni ilk kez gözlerimden öptü

yücel arzen


 
Oct
17
    
Sultan Ayin | 17 Ekim 2008 15:33 | fav | etiket:  
Ne ararsın Tanrı ile aramda
Sen kimsin ki orucumu sorarsın?
Hakikaten gözün yoksa haramda
Başı açığa neden türban sorarsın?

Rakı, şarap içiyorsam sana ne
Yoksa sana bir zararı, içerim
İkimiz de gelsek kıldan köprüye
Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.

Esir iken mümkün müdür ibadet
Yatıp kalkıp Atatürk'e dua et...
Senin gibi dürzülerin yüzünden
Dininden de soğuyacak bu millet.

İşgaldeki hali sakın unutma
Atatürk'e dil uzatma sebepsiz
Sen anandan yine çıkardın amma
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz
NEYZEN TEVFİK


 
Oct
13
    
Sultan Ayin | 13 Ekim 2008 17:29 | fav | etiket:  
Bunca zaman bana anlatmaya
çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.

Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,Kendi yolumu çizdiğimde anladım.

Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat,okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..

Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım...

Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..

Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım..

Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..

Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..

Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..

''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ''git'' dediğimde anladım..

Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum''diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..

Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım...

Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..

Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş, Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..

Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..

Sevgi emekmiş,Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar
sevmekmiş...



                                                                                             Can YÜCEL



 
Sep
26
    
Sultan Ayin | 26 Eylül 2008 12:47 | fav | etiket:  




Gül teninden oyalanıp süzül de gel




Gül bakışlım gözyaşların silip de gel




Yarem sızlar yalnızlığım bilip de gel




Gül bakışlım gel




Ay büyüdü gecelerce seni beklerim




Ak gerdanda gül kokulu tenin özlerim




Çare bilmez dertlerimle yolun gözlerim





Gül kokuşlum gel



 
Sep
24
    
Sultan Ayin | 24 Eylül 2008 09:07 | fav | etiket:  
Öpücük nedir...?
Ekonomistler der ki:
ÖPÜCÜK, talebin her zaman icin arzdan fazla oldugu bir alisveristir...

Muhasebeciler der ki:
ÖPÜCÜK, geri dönüsüm sagladigi icin kar orani yüksek bir tür kredidir.. 
 
Matematikciler der ki:
ÖPÜCÜK, sonsuzluktur cünkü burada 2 nin boleni yoktur. 

Geometriciler der ki:
ÖPÜCÜK, iki dudak arasindaki en kisa mesafedir 

Fizikciler der ki:
ÖPÜCÜK, kalbin yogunlasmasi sonucu iki dudagin birbirine  yapismasidir. 

Kimyacilar der ki:
ÖPÜCÜK, iki kalbin birlesmesi sonucu ortaya cikan reaksiyondur. 

 Anatomi profesorleri der ki:
ÖPÜCÜK, ask ve heyecan tasiyan bakterilerin tükürük yoluyla agizdan agiza gecmesidir.

Fizyoloji profesorleri der ki:
ÖPÜCÜK, insan vücüdundan 2 adalenin heyecanla birbirine degerek
kasilmalaridir. 
 
Disciler der ki:
ÖPÜCÜK, hem bulasici hem de antiseptiktir. 

Istatistikciler der ki:
ÖPÜCÜK, 90-60-90 ölcülerindeki artma ya da azalmaya bagli olarak
degisiklik gösterebilen bir olgudur

 Filozoflar der ki:
ÖPÜCÜK, cocuklar icin oyun, gencler icin zevk, yaslilar icin güvendir 

Dilbilgisi ogretmenleri der ki:
ÖPÜCÜK, tekil gibi görünen ama cogul olan, cins isim gibi görünen ama
özel olan, ve her cümlede bir anlam ifade eden kelimedir... 

Mimarlar der ki:
ÖPÜCÜK, iki dinamik nesnenin arasinda saglam bir köprü olusturan degerdir.
 
Ve Bilgisayar Bilimcileri der ki:
ÖPÜCÜK, bazen iki sistemin iletisimini hizlandiran önemli bir sistem dosyasi, bazen de bütün sisteminizi altust eden bir virüstür...




GEL YAVRUM SADECE ÖPECEMMM...


 
 
 
 

Bundan böyle sabah öpücüğünüz Ninem den...